DEYİM:
Bir durumu, bir olayı, bir kavramı, davranışı veya duyguyu etkili biçimde anlatan; en az iki kelimeden oluşan, sözcüklerin genellikle gerçek anlamlarını kaybederek yeni bir anlam kazanmasıyla oluşan kalıplaşmış söz öbekleridir.
Deyimler kalıplaşmış sözlerdir.
Sözcüklerin yeri değiştirilemez. Kelimelerin yerine eş anlamlısı ya da zıt anlamlısı kullanılmaz.
Örnek:
Karnı zil çalmak. (midesi zil çalmak = olmaz)
Başı darda kalmak (kafası darda kalmak = olmaz)
Yerinde yeller esmek (yerinde rüzgar esmek= olmaz)
Kulak misafiri olmak (kulak konuğu olmak= olmaz)
“Akla karayı seçmek” yerine “karayı akı seçmek” denilmez.
“Geçti Bor’un pazarı, sür eşeği Niğde’ye” yerine “Sür eşeği Niğde’ye, Geçti Bor’un pazarı” diyemeyiz.
Deyimler genellikle mecaz anlamlıdır.
Başına çorap örmek: (birinin başına bela olacak şekilde tuzak hazırlamak.)
El etek çekmek : ( o şeyle artık uğraşmaz olmak)
İçi kararmak Kol kanat germek
Posta koymak Boyun eğmek
Gözünden düşmek Yoldan sapmak
Defteri dürülmek (ölmek) Gözü kara (korkusuz)
Devede kulak (çok küçük) Çantada keklik (garanti)
Çenesi düşük (geveze) Gün görmüş (deneyimli)
Bazı deyimler gerçek anlamlıdır.
Hem suçlu hem güçlü Yükte hafif pahada ağır Çoğu gitti azı kaldı
Öğüt vermek Perişan olmak İsmi var, cismi yok
Kendini beğenmek Kimi kimsesi olmamak Özrü kabahatinden büyük
Bazı deyimler cümle niteliği taşır:
Çoğu gitti azı kaldı.
İsmi var cismi yok.